Eylül8
->
Sormak lazım üstadlara,ayrılığı elmas gibi satırlarda işleyen koca yürekli adamlara/kadınlara…Hüznün zamanı var mıdır,varsa neden bu hüzün tablosunda sonbahar suçlu gibi durur.Döktüğü yapraklar yetmemiş midir ayrılıkların diyetine.. Bir genç kızın tümcesinden düş-tü bir mevsimin kişilikli tasviri,dilsiz gururu…Ayrılıkların mevsimi, sol yanınım en büyük ağrısı Sonbaharıma sevgilerimle… Devamını okuyun »
Ağustos20
Eski zamanların dondurucu bir kışından bütün hayvanlar çok etkilenmiş,büyük kayıplar vermişler.Ama en çok kayıp veren kirpilermiş.Çünkü onların pek çok hayvan gibi kalın kürkleri yok, kendilerini sıcak tutması zor olan dikenleri var. Bu durumdan en az zararla kurtulmak için kirpiler meclisi toplanmış,çözüm aramaya başlamış.Tartışa tartışa,nihayet gece olunca tüm kirpilerin bir araya toplanmasına,birbirlerine yakın durarak geceyi geçirmelerine karar verilmiş. Böylece kirpiler birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak,aralarındaki hava tedavülünü önleyerek donmaktan kurtulacaklarmış.İlk geceki deneyimlerinde bunun işe yaradığını görmüşler. Ama başka bir problem çıkmış ortaya. Devamını okuyun »
Temmuz28
Can Dündar’a ait hoş bir yazı…
Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat,
Soluk almak güçleştiğinde,
Yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını,
Dağlara dönmeli yüzünü insan.
Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini ferahlatacak;
Yeni insanlarla ‘tanışmalı, yeni keşifler yapacak…
Hep isteyip de bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa,
Gerçekleştirmeyi denemeli! Devamını okuyun »
Temmuz23
Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir. Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel, hatta mükemmel olurdu. Nasıl mı? Camide uyanıyorsunuz. Bir tahta sandık içerisinde, herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette. Tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak. Torunlar hepsi hazır. Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz. Devamını okuyun »
Ağustos4
Sen yoksun
deniz yok
yıldızlar arkadaşım
ya bu gece harika bir şeyler olsun
yahut bir bomba gibi
infilak edecek başım.
Ağzımda eski mısralar uzanıp kalmışım
İstanbul minareler odamda gibi
gökyüzü temiz ve parlak
işte kol kola girmiş en mesut günlerimiz
muhalif bir rüzgâr karşı sahilden.
Fosforlu ışıklarıyla gökyüzü bir deniz
havada kanat sesleri
ve çılgın kokular.
Deniz yok
yıldızlar uzaklaşıyor
ben yine yalnız kalıyorum
İstanbul minareler kaybolmuş
SEN YOKSUN.
Atilla İLHAN